MENU

I have been working on design since 2009 when I made my first sculptures from materials which had been washed ashore on beaches around Bodrum. Each creation gives me a sense of inner happiness. When people became interested in my work I started to search for more durable materials. As a boy I spent my summer holidays helping my father in his car repair shop. It was there that I came in to contact with metals, wires and different paints and learnt how to weld and solder. These materials and processes inspired me to incorporate these new skills into my designs.

Recently I have added iron, steel, copper and brass to my repertoire. Working with new materials is exciting because each one has a different smell, feel, handling requirement and reaction to processing which lend themselves to entirely individual forms. I also enjoy working with scrap metal. This scrap metal becomes the protagonist in my creations. The rebirth of these scrap items is what makes this work so special to me mirroring the great cycle of life. The flaws in the material are very important as they show its history which enriches the uniqueness of each piece.

In 2015 I participated in two group exhibitions and in the 2nd Bodrum Bienniale. I had a solo exhibition in Bodrum at the Ottoman Shipyard in June 2016 named “Tel Hikayeler” (Wiry Stories) and will have another solo exhibition at Trafo in Bodrum 4-10 September 2016.

I made a sculpture named ‘Gökova Sadun Boro yu kucaklıyor’ in the memory of Sadun Boro on June  2017, Kisebükü Adalıyalı .

I now have a small studio in Bodrum centre, close to the sea, which continues to be my inspiration.

 


 

2009 Yılından beri tasarım ile uğraşıyorum.   Rüzgar ve dalgaların kumsala savurduğu deniz eskileri  ile ilk  figürlerimi oluşturmaya başladım. İlk başlarda yılların tüketicisi olarak ne üretsem beni mutlu ediyordu, daha sonra yaptığım işler çevremde beğenilmeye başlayınca estetik ön plana çıkmaya başladı. Diğer taraftan deniz eskileri çok kırılgan olduğu için, süreç bir zaman sonra daha kalıcı işler yapabileceğim malzemelerin arayışına dönüştü.

Çocukluğumun yaz tatilleri babamın kaporta atölyesinde geçti, kaynak kokusu, karpit, boya, lehim, metal, tel bunlar ile 13 yaşlarında tanıştım. Doğal olarak çıraklık döneminde tanıdığım hatta oynamaktan keyif aldığım malzemeler ile yaptıklarım ,düşündüğüm kalıcı işlerin oluşmasına önemli katkı sağladı, yön verdi. Son dönemde demir, çelik. bakır, pirinç ile çalışıyorum. Yeni malzemeler ile çalışmak heyecan verici. Her malzemenin kendine has kokusu, sertliği, işlenme tekniği, izi,  vs. gibi özellikleri var, her malzemeden yeni bir şey öğreniyorum, öğrendikçe evren de genişliyor.

Çalışırken keyif aldığım  materyallerden bir tanesi de hurdaya çıkmış malzemeler. Çöpe dönüşen hurdalar yeni tasarladığım hikayelerimin aktörleri oluyorlar. İnsan yaşamı ile paralel bir durum bu bahsettiğim, yaşam sona erdiğinde toprağa, havaya karışıp bir süre sonra yeniden hayata katılıyoruz, dönüşüm hayatın ana öğesi, aynı durum metal için söz konusu dolayısıyla elimdeki malzeme onunla çalışırken iletişim kurulabilen yaşayan bir materyal.

Tasarı larımda özgün bir çizgi ve ifade biçimi yakalamak birinci hedefim.

 

Ufuk Boy

Email : info@ufukboy.com